Bir kadındı adın
suretin sendin
suret diye gördüğüm sendin.
içim acıyordu sorma.
Kafka'dan çok Milena'yı anlamaya çalışıyordum.
içimde yokluklar gömülüyordu.
bütün yolculuklara tabutlar devşiriyodum
gece olunca
kapında buluyordum kendimi
yaramdan seviyordum sanırım seni
açık yaralarımı kanatışını seviyordum
soğuk suları yüzüme çarpışını
açıkça kanıyordu her yerim
Nazlı ! Nazlı!
ben hiç böyle hissetmedim
içimde atlar koşuyor
ve ben susuyorum çığlık çığlığa
sonra Nazlı o iranlı filmde
-Cennetin Çocukları falan olmalı-
son sahne geliyor aklıma
eli aydınlığa yürüyen çocuk geliyor aklıma
sen olsaydın böyle derdin
yazıklar olsun!
bir avuç duyguda boğuldun
haklısın
ama sen yine de
sev beni.
-
Ben geçer sandım
kolay unuturum
kolay unuturum ben çok çabuk!
geçer
geçer
geçecek
sev beni
Allah'ım biri sevsin beni
geçecek de.
kız
ve mümkünse
herkesten ziyade kal !
yarama tuz basıyorsun.
-
Kapında bittiğim histerik hallerimden sıkıldın.
bitecek de ne olur.
sen dersen inanacağım
'Geçecek çocuk
iki sene falan sürer'
bir süre alsalar şu ne olduğunu bilemediğim yeri
ben böyle çılgınlıklar yapacak biri değilim
kendimi kaybediyorum Nazlı
bul beni.
-
Kızlarının başlarını okşamayan babalar
şevkatli bir yürek arayışında esir kadınlar
ve biteviye yolculuk.
-
Balkonlarda açan renksiz çiçekler varmış
yollar her gün gri bir denize çıkarmış
asfalt kokulu sokaklarında her gün
gökyüzü örülü çelik jantlardan
ve merdivenler sonsuza uzanır
ama sen monokrom bir kentte yürüyen kırmızı paltolu kızsın
bir pencerenin ardındayım
bu bir film olmalı
duvarda derin bir yırtık var
Corbusier tarzı ya da Mondrian
arada betonarme bir şeyin içinden yaşayan tek şey geçiyor
sen benim kırmızı paltolu kızımsın
hani o Shindler's List'teki
uzun uzun yürüyorsun
film hiç bitmiyor
ben o pencerenin ardındaki kız
ve sen kim olduğu hakkında hiç bir fikrin olmayan
kırmızı paltolu kız.
-
Gidilecek yerler buluyorum kuşkusuz
henüz nasibini almadın göçebeliğimden
içimi bulacağım Nazlı !
çok gidersem çok çabuk bulacağım
içime yerleşemiyorum
Nilgün Marmara'nın dediği gibi
'kendimi bir yer edinemiyorum'
çok gidersem bulacağım ben de.
seyahat diliyorum Nazlı.
seyahat ya Rabb !
-
Beni bir tarlaya götürsünler Nazlı
sen de gel
çocukluğumuzun ellerinden tutalım
yoksa öleceğiz Nazlı
Kırmızı Pazartesi'deki Santiago Nasar gibi
her şeye rağmen öleceğiz
bütün yaşamak istediklerimize
gidemediğimiz yerlere
tanıyamadıklarımıza
ve bulamadıklarımıza rağmen
ve Kafka gibi
30 sene istemediğimiz bir işe giderek
ve 30'un azabından geçerek
öleceğiz.
-
çılgın bir çocuğum
ve o sokakta yürüyorum Nazlı
mutlu değilim kabul
ama yürüyorum işte her çocuk gibi
ve her çocuk kadar
önüme bir 'renkli rüyalar oteli' çıkıyor
hiç görmediğim dokunmadığım
bir rüyanın içine çekiliyorum ayaklarımdan
bir 'cinema paradiso'nun içindeyim
o mutluluk Allah'ım
bir ömür mutsuz olmaya yeter
bir günlük kelebek ömrü
bir parmak bal
ve kanadın yanar.
mütemadiyen düşüyorum.
-
derdi büyük sabahlara uyanıyorum Nazlı
kelebek ömrümün ortasındayım
dışarıda boşuna bir kalabalık
ve bu halde yüzyıl yatsam kanamayacağım yatağım
ziyadesiyle susmak
kana kana susmak isterken
içimdeki tek suret kalabalığın sesleri
ve ayaklarımı bir türlü sığdıramadığım ayakkabılarım
uzuyor bütün sürgünleri Nazlı
bu dünyanın
ve ben bu azgın kalabalıkta
seni bulamıyorum.
-
neden heryerden çıkıyor Nazlı.
neden bütün siyah arabalar o?
niye bütün esmer adamlar O'na benziyor
yürümediği yolları O'nu taşıyor sanmak niye ?
uyanıp O'nu göreceğini sanmak
yatıp yarının ne getireceğinden değil
ama O'nu getireceğinden emin görünmek niye ?
niye kursağımda yutamadığım bir şey gibi
-
sen ve ben Nazlı
ne güzel imkansızın peşinde gibiyiz
arayıp da durmak
durmak ve aramak
-
o duraktan geç Nazlı
orada çok bekledim
yanlış duraklarda bekleyen yanlış insanlarız biz
yalın ve tek
'o evleri geç, o evleri de onları da'
bize bakalım.
-
acının gidemeyeceği coğrafyalar var Nazlı.
bu yüzden yutup duruyorum
yuttukça geri kusuyorum
kahrın o gri kalabalığında
uzaktan gelen mevlevi şarkı oluyorsun
-
tek atımlık kurşundu
dönüp dolaşıp bana saplandı
sevilseydi biri
böyle sevilmeliydi Nazlı.
utanmıyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder