10 Ekim 2014 Cuma

ara lık

kendimle aramda bir altmış santim aralık var
uzun bir koridor gibi altmış santim aralık
elimi uzatsam içimden geçiyorum oysa kendimin
varlığınla yokluğun birbirine giriyor sabahları uyandığım yatağımda
düşüyorum yüksekliğinden gözlerinin

kendimle aramda bir altmış santim aralık var
yüzümü güneşe dönsem gölge alıyorum
sabaha doğmak isterken akşamla hemhal oluyorum

ne fena!
kendimle aramda bir altmış santim aralıksın
ve bunu bilmiyorsun.

7 Ekim 2014 Salı

yok sabahlar *

acıdan buluyordu yürek kendi dilini
ben ne söylesem o replikte
sen yine de gidiyordun
nasıl bir güneş istesem kendime
uyandığım bu şarap renkli yok-sabah

üslubu bozuluyordu kelimelerimin

her şey çılgınca sana gitmek istiyordu
bu yüzden isyan çıktı o kentte
kelimeler anlamlarını terk edip seni buldular
denize döküldü içimdeki tüm halklar
işgal edilmiş bir yalnızlık sinsice savaşıyordu
yine de gemiyi hep ve en önce
kendi kaptanı terk ediyordu

savaş çıkmış kentlerin ilk imge fotoğrafı oldu sonra

-içimdeki o kent-
komünist bir rejimin tek tip savaş sonrası konutları gibiydim
kendime iltica etmeliydim

sonrası

bir güzel ağzın o yok-sabahları
bir şantiye kalp.

'o kalbin kapıları açılmıştı

bıraksaydın da biraz hava alsaydı.'




*Elçin'in sabah tanımıdır.

  var-larına uyansın.